Yeni Yıl Hedefleri mi Yoksa?

Bugün size bir teklifim olacak lakin öncesinde biraz konuşalım.

Yeni yıla girmeden planlar yapıp, birkaç ay geçmeden kendimizden ümidi kestiğimiz olmuştur. O ümit ara ara tekrar gelir. Bu bazen yıl ortası olur bazen bir pazar gecesi. Tekrar plan yaparız.

Uygulayacak birkaç adım atarız. Bazen de atamayız ama olacak ümidiyle bir süre devam ettiğimiz olur. Ertelemeler, suçluluk duyguları, ümitsizlik derken her şeyi bir kenara bırakırız. Hedefler nasıl olsa tutmayacaktır. Bunu sessizce kabul ederiz. Bu kabulle kendimizi de farketmeden bir köşeye bırakırız.

Çünkü hedeflerime ulaşamayacaksam, bir daha kağıt kalemle oturup hayatıma düzen vermeye veya yeniden bir iç muhasebeye, yahut azından bir kere daha denemeye gerek yok sanarız.

Sanki oyun oynama hakkımız elimizden alınmıştır. Halbuki yaşadığımız her gün hatta her saat bize değişme, farklı kararlar alma, yön değiştirme, rota belirleme hakkı veriliyor.

Kendimiz hakkında dünden yola çıkarak yarattığımız hikayeyi bugün devam ettirmek veya taşımak zorunda değiliz. Sırf kağıt üstündekiler 30-40 kere tutmadı diye her gün bahşedilen harekete geçme hakkı elimizden alınmaz. O hep oradadır.

Evet, her gün değişmeye, dönüşmeye, farklı kararlar almaya, yanılmaya, yenilmeye, dirilmeye hakkımız var. Yirmi küsür yılımı böyle geçirdim diye önümdeki 20 dk’yı aynı şekilde geçirmek zorunda değilim. 20 dk’mı kötü geçirdim diye tüm günümü kötü geçirmek zorunda değilim. Bunu hatırlamaya ve deneyerek yaşamı karşılayan donanımlarımızı bu yönde dengelemeye ihtiyacımız var.

Peki yeni yılda, hedeflerin tutmasından daha çok neye ihtiyacımız var?

Hedef tutturmaya odaklanmışken kaçırdıklarımız, hedeflerin tutmamasının altında yatan ana sebep olabilir. Hatta kimi hedefleri tutturmaya dahi gerek yokken, kendimizi zorlayıp aldığımız darbeler yüzünden iyi anılacak yılları yok yere keşkelerle hatırlayabiliriz.

Yeni yılda, hedeflerin “tutmasından” daha çok ihtiyacımız olan şey belki de hedefle kurduğumuz ilişkiyi anlamak olabilir. Çünkü hedef tutturmak çoğu zaman bir irade meselesinden ziyade; anlam, yönelim, ritm, ve geri dönüş meselesidir.

Hedefin kendisi anlıktır, bize kalan ise yol ve yoldaki tecrübelerimizdir. Tamam siz yine yazın hedeflerinizi tabi ama gelin bu sene beraber (evet beraber) hedefleri neden seçtiğimizi, ona hangi duygu ile yaklaştığımızı, koyduğumuz hedefle aslında hissettiğimiz hangi boşluğu kapatmaya çalıştığımızı ve yolda başımıza nelerin geldiğini konuşalım. ( Bu artık L'artes abonelerine özel toplu görüşme ve muhabbetler yapacağımız anlamına geliyor :)

Çünkü hedefin gerçekleşmesinden ziyade, süreç içinde kaybolduğumuz yerleri ve neden kaybolduğumuzu anlamaya ihtiyacımız var.

Kendimizi bulacağımız yer hedeflerimiz değil, yolun kendisi.

Kendimizle tanışacağımız yer, kafamızın içinde dönen dolapların değil sürecin içi.

Yolda kaybolmak genellikle yeteneksizlik, iradesizlik, looserlık ya da tembellik değil. Çoğu zaman aşırı yük, belirsizlik, anlam kaybı, korku, bilişsel çarpıtmalar veya utanç olabilir.

Uzun ertelemeler sonunda gelen her şeyi büyük büyük yapma dürtüsü harekete geçmek için kullanılabilir. Gelgelelim bu yöntemin sürdürülebilirliği şüphelidir. Bazen hedefi büyütmek yerine, onu günlük hayatta görülebilir hale getirmekle başlayabiliriz. Bu hedef bugün bende neye karşılık geliyor sorusu, hedefin günlük hayatımızdaki çözünürlüğünü artıracaktır.

Peki ya mükemmel bir planlamaya ne dersiniz? Bana sorarsanız bu bir illüzyon. Sadece başlamak için mükemmel planlara ihtiyacımız yok. Yer yer mükemmel bir plana ihtiyaç duyuyor olmak harekete geçmemenin haklı bahanesine dönüşür. Bilinçaltımızdan yönetilen davranışsal paternlerimiz maskelerini takarak gelir ve bizi mükemmel bir planın yoksa harekete geçmenin anlamı yok diyerek alıştığımız yerde tutmaya çalışır. Kendisine selamımı söyleyin.

Sürekli o mükemmel planı beklemek bizi temelde motivasyondan alıkoyar. Kulağa şaşırtıcı gelebilir ancak son dönemde nörobilim sahasından gelen verilerle daha iyi gördük ki motivasyon eylemin içinden geliyor. En kısa haliyle; motivasyon, yapmaktan gelir. Bir şeye motive olmak istiyor ya da motive olsam ne olurdu acaba diye merak ediyorsak, onu denemek ve eyleme geçerek motivasyon kazanabiliriz. Çünkü güçlü ve istikrarlı motivasyon eylemin içinden üretilir. Eğer mükemmel plana ve muhteşem bir zamanlamaya ihtiyacımız var mitiyle hareketsiz kalırsak kendimizi motivasyondan da heyecandan da mahrum bırakırız. Belki hedeflerimize ulaşmak yerine ara ara yerleşik bakışımızı ortaya çıkarmak için vakit ayırsak daha faydalı olacaktır. Zaten bu bülteni de o yüzden gönderdim.

Devam edelim.

Aynı hedef, farklı enerjilerde yahut ruh hallerinde farklı davranışlar isteyebilir. Bazı günler ilerleme günü değil, koruma günüdür. Avuçlarımızın içinde tuttuklarımızı bırakıp onlara yeniden bakma günüdür. Belki de hedefleri hiç düşünmeme günüdür. Hayatı hedeflere indirgeme yanlışı genelde hedefin gerçekleşmeme sebebi bile olabilir. Yayı tekrar germek için salabiliyor olmak gerekir.

Bu sene yeni yılda oyun arkadaşlığı yapacağız. Online görüşmelerimizde kimlik meselesi de konumuz olacak. Çünkü hedef yerine ihtiyacımız olan kimliği edinmek veya kendimizi eşlediğimiz gereksiz bir kimlikten arınmak hedefi daha az pazarlık konusu eder. Bu senaryoda hedef gerçekleşmese de kazanırız.

Tanıklık… Bu sene online buluşmalarımızda konuşacağımız bir diğer mesele. Neyin biz olmadığını anlamak süreçte başımıza gelenlerin ağırlığını azaltır. Tanıklık, kendini duygular ve olaylarla eşlemenin önüne geçer. Çoğu zaman hedefin kendisinden daha önemlidir. Mühim bir insani donanım olarak yükümüzü hafifletir. Zor durumları bir oyun alanına çevirir.

Hedeften bizi alıkoyan şey çoğu zaman yoldaki engeller veya zamanlama değil; bıkkınlık, kaygı, suçluluk, utanç gibi bize haber vermek için uğramış duygulardır. Bunları okuyamadığımızda hedefi yanlış yerden tamir etmeye gayretine girişir, yanlış virajlardan uygunsuz hızlarda dönmeye çalışırız. Hedefleri ancak duygusal okuryazarlığın üstünde güvenle ve istikrarlı taşıyabiliriz.

Herkesin ihtiyacı farklıdır. Fakat yeni yılda ihtiyacımız olan şey daha iddialı hedefler, parıldayan ödüller mi biraz şüpheliyim. En azından benim için hedeflerle aramızdaki ilişkiyi görebilmek, süreçte nerede kaybolduğumuzu, hangi duyguda savrulduğumuzu, hangi engelde yeniden aynı döngüye girdiğimizi fark edebilmek daha anlamlı geliyor. Çünkü sürdürülebilirlik, çoğu zaman hızdan değil; çözünürlükten ve geri dönüş becerisinden geliyor. Yalnız olmadığını bilmenin ve hafif bir desteğin katkısı da azımsanacak gibi değil.

Bu yüzden sizlere bir teklifim olacak.

Bir çocuk gibi oyun arkadaşı arıyorum. Bu sene 12 ay boyunca, aramızda belirleyeceğimiz bazı pazarlar, sadece bu bültenin abonelerinden katılımcılarla ufak online buluşmalar yapmayı planlıyorum.

Her ayın son pazarına yaklaşırken diye düşünüyorum, belli olmaz, emin değilim ama olacağı zaman haber edeceğim.

Her ay veya iki ayda bir online oyun alanımıza geldiğimizde hedeflerimizle bizim aramızdaki ilişkiye dair yukarıda değindiğim konular arasından bir tane seçip üzerine konuşacağız. Sonrasında dertleşeceğiz. Belki zamanla beraber bir eser bile takip etmeye başlarız. Benden öğrenecek bir şeyinizin olduğunu sanmıyorum. Şimdiden diyorum, ben çok az şey bilirim. Bunu bir oyun alanı gibi düşünün belki güzel bir oyun arkadaşlığı ediniriz. Güzel bir ortam yaratır ve onu paylaşırız.

Bu oyun alanı, yargısız bir alan olacak. Birbirimize olan yargılarımızı olabildiğince bir kenara bırakacağız. Yargısız bir ortamda dinlemeyi ve anlatmayı (zorunlu değil) tecrübe edeceğiz. Dünyayı kurtarmayacak, saçmalayacak, anlamaya çalışacağız. Gidişatın tonu ve yapısını oyun arkadaşlarımızla birlikte belirleriz. Bazen sürpriz yazar-biliminsanı konuklarımız bile olabilir. Bence bize iyi gelecek. Ortaya ne çıkacağına dair hiçbir fikrim yok belki de 2. hafta arkadaşlar bu iptal ya diyeceğiz haha. Ama şu an bu belirsizlik biraz hoşuma gidiyor. Bakalım ne olacak diyerek devam etmek istiyorum. Korkuyorum ama yine de denemek istiyorum :)

Evet. Şartlar ne olursa olsun var olmanın ne akla sığmaz bir mucize olduğunu hatırlayarak dertlerimizi erittiğimiz, hayret dolu bir yıl diliyorum.

Dünya dertlerinin sızısını azaltacak haller ekip hasadını aldığımız bir seneye niyetliyim.

Yok bana hayret değil para lazım diyorsanız para da diliyorum. Dilerken bir şey ödemiyoruz sonuçta. Hadi hepinize benden 5 bulyon dolar.

Bol selam güzel insanlar.

Bloga dön