Ya çok bildiğin için cahilsen? - Bir Anlama Rehberi


LARTES Okuma-Dinleme Notları

"Bugün yazdıklarım dün düşündüklerimdir, yarın değişebilir, umarım da değişir."

Dilerseniz bu ileti üzerinden, dilerseniz yavuz@lartesnotlar.com’a e-mail atarak bana ulaşabilirsiniz

Son aylarda günlükte sürekli kendimle tartıştığım bir konuya dair bağımlı bağımsız ufak notları bir sırayla derleyip buraya koydum. Bir 6 ay sonra katılır mıyım bilmiyorum ama dijitale geçsin, burada kalsın.

Zihninde neyi nereye koyacağını ve neyin ne anlama geldiğini bilmeyen dağınık idrakların kusurlu akıl yürütmelerine, çıkarımlarına denk gelmek kaçınılmazdır ve genelde böylesi zihinler haksız yere aşağılanır. Halbuki zihnini kitaplarla doldurmuş hatrı sayılır çoğunlukta bir zümre için de durum o kadar iç açıcı değildir. Koca varoluşu keskin tasnif ve katı tanımlarının arasına sıkıştırabileceğini zannederken, ufkunu da tanımlar arasına sıkıştırdığını farketmez. Öyle ki bu zümre, cehaletleri ile barışmakta diğerine kıyasla daha çok güçlük çeker.


Tanımlar birer hayali taşıtlardır; olguların etrafını tamamen çeviremediği gibi içinde yaratıldığı veya kendisine uğradığı zihnin etkilerinden de bağımsız değildirler. Tanım bir çevreleme faaliyetidir. Ancak bu çevreleme dilde gerçekleşir ki bu olgunun bir kısmından feragat etmektir. Tanım olgu üzerine konuşmayı kolaylaştırır. Evet. Ortak çözümlere ihtiyaç duyduğumuz sorunlarda bize yardımcımız olur. Ancak en temelde tanım olguyu eksiltir.

Tanımlamanın olgunun etrafında olup bitenleri tam haliyle kuşatmak-kavramak olduğunu düşünen zihinler sırtlarını yasladıkları literal duvarlar karşısında çaresizdirler. Hissetseler de hissetmeseler de inandıkları tüm oyunu bozmak için kapı eşiğinde bekleyen işaretler vardır. Kimisi görmemeyi iyi talim ettiği için adeta ustalıkla gözlerini kaçırırken kimisi oraya bakmayı hayal bile etmez.


Zihninde döndürdüğü ezberlerin arasında zıplamak gibi tuzaklarla dolu kusurlu bir faaliyetin sonuçlarını son durak sayan, sezgilerinin izin verdiği yöne hareket ettiğinin farkında olmadan beklediği sonuçlarla kendisini ödüllendirmek için yola çıktığından habersiz ürkek zihinler boşluğa tahammül edemez. Hatta acelecidir.

Halbuki bir zihnin kuvveti onun hangi konuda yavaş hangi konuda hızlı düşünmesinin faydalı olacağını fark etme; belirsiz alanları görme ve belirsizliğin farkında kalarak düşünebilme becerisinden gelir. Zeka da hafıza da (tanımlarına göre değişebilir) bu tip bir değerlendirmede aldatıcı unsurlar haline gelebilir. Çünkü bilgiyi işleme hızı veya tutma gücünden ziyade bu, irfanla oluşan bir görme biçimidir.

Düşüncede ergenlik her tanımın birer yorum olduğunu öğrenmekle başlar. Yorum olsa da, işe yararlılığından gelen faydayı göz ardı etmemeyi öğrenmekle tamamlanır. Düşüncede yetişkinlik ise tanımların esnediği alanları görebilmek ve bilemiyor olmanın açtığı sonsuz olasılıkta heyecan ve ustalıkla yürümeyi öğrenmekle devam eder.


Adına bilgi denen kutsanmış literal betonlar arasında incelikten yoksun bırakılmış, kıvraklığını kaybetmiş, neye gönlünü kaptırmışsa ondan gelen sesin dışına kulaklarını kapatmış bir zihin için bilgi huzurlu bir yuvadır. Kimsenin huzurunu kaçırmaya kastımız da yoktur. Fakat böylesi zihinlerin eleştiri ve zorbalıklarını ciddiye almaya da ihtiyaç yoktur. Bu nedenle muhtemel bir münakaşayı, kısa bir cevap veya bilmiyorumla geçiştirmek sizin huzurunuzu koruyabilir. Çünkü genelde çaba beyhudedir.


Kendi zihnini izleme çabası göstermeden, bir çoğumuzun bilmek hatta daha acıklısı düşünmek sandığı şey genelde bir başkasının ezberinde kendini dinlendirmekten veya uyutmaktan farksızdır. Bu ifadeleri okurken bunun kötü bir şey olduğunu düşünüyorsanız, hayır öyle de değildir. Bu olana dair bir kırık tariftir. Zaten insanın kibre ara verdiğinde ve belirsizlikle mücadele kuvvesi kazandığında farkedeceği şey, ileride bozulması muhtemel bir ezberde kendimizi dinlendirmenin tabiatımızdan doğan kaçınılmaz bir eylem olduğudur. Yüzleşmekten korkan veya yüzleştikten sonra bu bilgiyle yaşama kuvveti düşecek zihinler, bu gerçekten kendilerini saklayarak yaşamayı bilinçli-bilinçsiz tercih ederler. En talihsizleri ise bu tercihleri dayatır, en ufak itirazda aklınızla alay eder ve en iyi ihtimalle sizi o an için asla anlayamayacağı mesele üzerinde yorar da yorar. Fakat zaman kıymetlidir. Kitapları sayesinde çok bilmekten cahil kalmış göz hamalları karşısında susmak sizi lüzumsuz tartışmalardan alıkoyar.

Onları tanımak istersen -ki en iyi kendimden bilirim- ilk bakışta ışıldayan fikirleri dillendirmeyi sivri zekalık, satmak için okumayı ilim tahsil etmek, tabasbusu da ilmi muhasebe olarak görürler.

Aksini dinlemeye az, kendi bildiğini anlatmaya çok vakit ayırır, üzerine düşünmeye hiç vakit ayırmazlar.

Onların bir fikir üzerine kalem defter düşündüklerini göremezsin ama dakikalar içinde hakikatin zihinlerinde ışıldadığına sürekli ama sürekli şahit olursun. Ne şans ama! Bilgi ile yaşıyorlar. Alimleri, vaizleri, profesörleri, bilim insanları, fenomenleri ve kitapları sayesinde her şeyi biliyorlar. Halbuki tüm hayatında, toplasan yarım gün bile etmeyecek kadar düşünsel mesai yapmadığımız konularda koca koca laflar etmek yerine susmanın, konuşmaktan daha hayırlı olduğunu erkenden öğrenemeyenler şu an çok emin ölüler olarak toprak altında dinleniyorlar. Bir tek bunu bilmiyorlar.

Yavuz,

Muhabbetle

Yavuz Caner

Lütfen yorumlarını ve iletmek istediğin mesajı bu e-maile karşılık vererek bana ulaştır.

TWITTER
INSTAGRAM
YOUTUBE
SPOTIFY

Cambridge, Massachusetts
Unsubscribe · Preferences

L'ARTES E-BÜLTEN

Sorunlarını çözmene yardım edecek, dünyanı genişletecek, kendi dilinde ulaşamadığın yazar ve uzmanların konuşma ve kitaplarından notlar... Doğrusu şu. Defterimdeki kendi notlarımı paylaşıyorum.

Read more from L'ARTES E-BÜLTEN

LARTES Okuma-Dinleme Notları "Bugün yazdıklarım dün düşündüklerimdir, yarın değişebilir, umarım da değişir." Dilerseniz bu ileti üzerinden, dilerseniz yavuz@lartesnotlar.com’a e-mail atarak bana ulaşabilirsiniz Patreon'dan Desteklemek İstersen Tıkla Dışarıda var olduğunu düşündüğümüz bir sorun bizden gelen eklemelerden kaçamaz. Gerçeğe olduğu haliyle ve tüm yoğunluğuyla yaklaşmak mümkün olmadığı için sorunlarımız, bizim algıladığımız gerçeklikten çekip yarattığımız modellerdir. Keza çözümler...

LARTES Okuma-Dinleme Notları "Bugün yazdıklarım dün düşündüklerimdir, yarın değişebilir, umarım da değişir." Dilerseniz bu ileti üzerinden, dilerseniz yavuz@lartesnotlar.com’a e-mail atarak bana ulaşabilirsiniz Neden Aynı Hatayı Sürekli Yapıyorsun? Alok Kanojia'dan Notlar AYNI HATALARI ISRARLA YAPMAMAK İÇİN PART 2 Kontrafaktüel düşünme bir bültende anlatılacak bir konu değil. Fakat Alok'un yaklaşımını kısaca özetlemek mümkün. Lütfen aklınıza takılan şeyi bana doğrudan yazın. İlgililer için...

LARTES Okuma-Dinleme Notları "Bugün yazdıklarım dün düşündüklerimdir, yarın değişebilir, umarım da değişir." Dilerseniz bu ileti üzerinden, dilerseniz yavuz@lartesnotlar.com’a e-mail atarak bana ulaşabilirsiniz Neden Aynı Hatayı Sürekli Yapıyorsun? Alok Kanojia'dan Notlar AYNI HATALARI ISRARLA YAPMAMAK İÇİN Bugün okuyacağınız notlar uzun zamandır takip ettiğim Dr. Alok Kanojia’nın yaklaşımını içeriyor. Konuşmadan aldığım notlar toplam 9 sayfa tutmuş. Buraya 9 sayfanın tamamını koysam kimse...